Gün be gün Türkçe konuşuyor olmak yetmiyor. Memleketten uzakta kalanlarda bir süre sonra dille ilgili temel sezgiler erimeye başlıyor. Hele hele 5-10 seneyi buldu mu ayrılık, neyin doğru neyin yanlış olduğunu toparlamak imkansız değilse de çok zor oluyor.
İlk araya giden genelde çekim ekleridir. “de” ile “deki” arasındaki fark doğallığını gayet hızlı şekilde kaybedebilir.
“Çin’de meydana gelen maden kazası”
“Çin’deki maden kazası”
“Çin’de maden kazası”
Şu an sizin gözünüze kolay gelebilir ama el yurdunda sabaha karşı saat 4′de “accident in a Chinese mine” cümlesini gördüğünüz anda tellerinizin koptuğunu hissedebilirsiniz.
Bir de var ya bu iş pek bulaşıcıdır.
Tahsin mesela “Çeçen birlikler” derdi “Chechen troops” ifadesi için. Masadan masaya atlardı ve bir anda geçerlilik kazanırdı bu tercüme. İsim tamlamasının neden sıfat tamlamasına dönüşmesi gerektiğini bugün dahi anlamış değilim. Ama inanın emin de olamıyorum.
Kesin bildiğim bir şey var ki “İngiliz bir milletvekili” dememek lazım “Bir İngiliz milletvekili” yerine. Hele hele Fransız milletvekillerinden bahsederken asla.