Hipermarket görevlisine fazla düşünmeden sordum:
Hayvan mamaları nerede?
Sorduğum gibi de yüzüm kızardı. Ne demekti mama? Nedense bir tuhaf geldi ifade. Ne demem gerektiğini de bilemediğimden yoluma devam ettim reyonu bulana kadar. Reyonun kelime tercihi farklıydı. Şöyle yazmışlardı:
Hayvan yemleri
O da pek tatmin etmedi. Kuş yemi olur yani de kedi yemi nasıl olacak?
En azından utancım hafifledi. Koskoca market azmanı dahi tam tutturamamış görünüyordu terminolojiyi. İyi de neden öyleydi? Çünkü hayvan yemi denince benim aklıma küspe, saman falan geliyordu. Bir de dedemin ahırındaki eşek…
Gökçe’nin yabancı bir araştırma şirketi için yaptığı pet foods raporunu hatırladım. Onda da hayvan yiyeceği deniliyordu. Ki onun hazmı da pek kolay değildi.
Hayvan ve yiyecek… Yem pek az geliyordu, yiyecek ise fazla kaçıyordu o şey için.
Gerçi bizim evde Şeker kedinin yediği şeylerden bahsederken düpedüz yemek diyorduk. Tabağa itinayla servis edilen ton balığına başka bir ad koymak da pek olmazdı zaten.
Yabancı dil bir kenara, kırk yıl sonra insan kendi dilinde bile bocalayabiliyordu böyle işte.