Devrimi Öztürkçe mi Engelledi?

Herhalde öyle olmuş olmalı.

Türk Sanat Müziği dinlemenin insanı faşist yaptığı yıllarda şiddetli bir dil kasırgası da eserdi. Olanak kelimesini kullanmak ya da kullanmamak insanın kimliğini eleveriverirdi.

Kimliği saklamak bazen insanın hayatta kalabilmesi için gerekliydi. Kimliğini saklama ihtiyacı hissetmeyenler de kelimeler üzerinden savaşım verirlerdi. Doğrusu bazıları için bu mücadeleyi anlamak pek müşküldü.

Filhakika, roller de biraz tersti. Aslında sağcıların aşırı milliyetçilik yapıp öztürkçeci olması gerekmez miydi? Solcuların da beynelmilelcilik adına dilde ırkçılığa karşı çıkmaları daha münasip olmaz mıydı?

Hele hele sağcıların öztürkçe düşmanlığı yapmasını anlamak çok güçtü. Çünkü birazcık kafası çalışan herkes görebiliyordu ki öztürkçe, devrimcilerin iletişim kanallarını fena halde hırpalıyor, devrimin tabanını oluşturması gereken halk ile devrimcilerin anlaşmasını zorlaştırıyordu. Zaten daha çok bir monolog söz konusu idi; o da terminoloji probleminden işitilmiyordu işte.

40 sene sonrasından geriye bakıldığında asıl soru şu: Ya devrimciler hiç dil mücadelesine girmeselerdi? Kentlerde orta sınıf bir dil tuttursalar, köylerde de doğrudan halk dili kullansalardı… Sadece sözlü olarak değil kitaplarda da bu tarzı benimselerdi… Acaba Türkiye’ye devrim getirme mücadelesi daha ileri mi giderdi yoksa geri mi kalırdı? Dili sadeleştirmekten maksat neydi ki zaten? Devrim güçleşecekse dil savaşımının anlamı neydi?

Nice solcu bir Berlin, Londra ya da Paris akşamında yaban kentlerinin çatı silüetlerine daldıklarında belki de bunu düşünüp iç geçirmiştir. Hasımları ise devrimin bir türlü gelememiş olmasını kısmen öztürkçeye borçlu olduklarını belki bir sittin sene daha anlamayacaklardır.

Yayınlandı: on Ağustos 30, 2008 at 7:38 pm Yorum Yapın

Bu yazının geri izlemesini yapmak için URI: http://esekarisi.wordpress.com/2008/08/30/devrimi-ozturkce-mi-engelledi/trackback/

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Leave a Comment